SiliconWorx
From StillPsycho
Categories: Projects | Publika
(Rapor: Özgür Özol, 2005-03-13)
Tarihi Bir Muamma: Siliconworx
Siliconworx bir oyun tasarım grubunun adıdır. Daha doğrusu ülkemizde ve dünyada uzun zaman büyük bir yanılgıyla, öyle sanılmıştır. Hatta öyle sanılagelmiştir ve daha da sanılagitmektedir.
Ancak araştırmacılıkta tübilik yaklaşımların geliştirilmesi ve norovörirurji ve hidroformoloji bilimlerindeki yeni gelişmeler, bize bunun aslında kocaman bir yalan olduğunu yeni yeni göstermektedir. Büyük Giz, ancak zamanımızda çözülebilmiştir.
Aslında işin iç yüzü, halkın bildiğinden oldukça farklı görünmektedir. Anlaşıldığına göre SiliconWorx, yirminci yüzyılın sonunda ortaya çıkan bir bilgisayar oyunu tasarımı grubundan çok daha öte bir kavramdır. Kökleri Atlantis ile Mu arasındaki büyük savaşa dayanır. Naaccal rahiplerinin cinsel tercih konusundaki fikir ayrılığı sırasında bu ismin geçtiği görülmektedir. Aynı şekilde Hermetik Mısır tarikatlarında, Aztek şeylerinde, UFO öykülerinde de rastlanmıştır. Mezopotamya kaynaklı tahıl üretim raporlarında ne aradıkları ve eskimo iglolarının ERİYİK-C14(KITLAMA) tekniği ile araştırılması sırasında ele geçen konuyla ilgili kaynaklar ise hala araştırılmaktadır.
Nuh tufanı sırasında izi silinen SiliconWorx, hristiyanlığın dünyaya yayılışı ile tamamen unutulmuş ve kadim bilgi terkedilmiştir. Binyıllar sonra yeniden ortaya çıkmasına kadar ancak çok zayıf izleri sürülebilmektedir. Bu izler de çoğunlukla Kongo kabilelerinin bekarete veda törenleri ve Siyam kazlarının güz mevsimi yumurtalarında bulunmaktadır. Gerisi tarihin karanlıklarında kaybolmuştur.
Büyük Giz'in izleri elle tutulur şekilde ancak 20. yüzyılın başında belirginleşir. Türk bir grup gencin birdenbire ortaya yeniden sürdükleri giz, kendisini bu kez İçbatı Anadolu Klimatolojik Tepkiselleşme sisteminde bir bulut olarak ortaya çıkarmakta ve tarihçiler ile tellakların kafasını allak bullak etmektedir. Ne dediğini bilmeyen genç Türk meteorologların birkaç yıl süren hezeyanları ciddi toplum direnişi ile karşılaşmış ve kendini bilmez denyoların elinde perişan olan Büyük Giz halkın haklı tepkisi ile kısa bir süre de olsa güvenceye alınabilmiştir.
Anlaşıldığı kadarıyla halkın ağır tepkisi kendini bilmez telöristleri yıldırmış ve tatil kararı vermelerine neden olmuştur. Telöristler zorunlu olarak aldıkları bu karar üzerine hava durumu aşamasına son vermiş, uzun bir süre toptan balık ve sebze işine girmişlerdir.
Nesiller geçtikçe ve dünya üzerinde bir zamanların canavar gençlerinin düşleri gerçekleşmeye başlayınca, kurucular 1987 yılında yeniden bir araya gelmeyi denemiş, ancak aile, esnaf ve mahalleli bu sahtekarları şiddet kullanılmak suretiyle yeniden durdurulmuş, çok da iyi etmiştir.
Büyük Dalalet
Siliconworx'u kabuğundan tamamen çıkarmak, ancak çağlar sonra, 1992 yılında çok ilerdeki nesillere nasip olmuştur. Unutulmuş çağların gizlerini Türkiye’de çözmeyi başaran şanslı bir grup genç, Siliconworx gibi zamanın acımasız tünellerinde kaybolmuş nice unutulmuş sırrı tesadüfen açığa çıkarmış, ve kebap yemeye giderken otobüste unutmak suretiyle tekrar kaybetmişlerdir.
Zamanında dünya halklarında bir paniğe sebep olmamak için gizlenen bu inanılmaz sır, ancak yeni yeni açığa çıkmaktadır. Anlaşıldığı kadarıyla sorumsuz bir avuç genç, Siliconworx efsanesini ve hatta onun yanında "tüm müzisyenlerin aradığı mükemmel ezgi", "yaban ördeklerinin göç teknikleri "ve "evrenin anal ve itik sırları" gibi nice paha biçilmez birikimi otobüste kaybettiklerini itiraf etmemek için buldukları miras konusunda yalan söylemiş ve alelacalele birkaç bilgisayar oyunu yazıp (sözü geçen 1990’lı yıllarda bunun ne kadar basit bir iş olduğu artık bilinmektedir) halkı kandırmış ve paçayı kurtarmıştır. Yaptıkları derme çatma öyküleri olan, kötü grafikli ve üzerinde sadece 2 sene uğraşılmış uyduruk oyunları oynayan milyonlar üzerinde nasıl yıkıcı bir etkileri olduğundan bihaber olduğu anlaşılan bu gafillerin birkaçının, günümüzde Portoriko'da ikamet ettiği, çoğunun da aynı yerde bir saatten fazla kalmadığı ortaya çıkarılmıştır. Maalesef halkın psikolojisiyle ve dünya barışının hassas dengeleriyle sorumsuzca oynayan bu caniler hala serbestçe dolaşmaktadır.
Artık bir araya gelmiyor olsalar da, ileri gelenlerinin dünyanın dört bir yanında yeni planlar kurdukları bilinmektedir. Alınan tüm önlemlere rağmen, tehlike deva etmekte ve yaşlı dünyamız maalesef bu canilerin karanlık planlarına karşı hala umursamaz gaflet içinde beklemektedir.
Faaliyetler
Aşağıda bu korkunç topluluğun iğrenç çalışmalarından ve faaliyetlerinden bazıları verilmiştir. Akıl ve ruh sağlıklarının bozulmaması için çocuklara ve hamile kadınlara gösterilmemeleri tavsiye olunur. Yazının okunduktan sonra imha edilmesi gerekmektedir.
Tamamlanamadan mahalleli tarafından bertaraf edilen çalışmalar:
KITİPYOZ
Gelecekteki telör hareketlerinin bir ön denemesi olan bu "fezacılık" oyunu, 1991 yılında bakkal Hamdi efendi ve mahdumları tarafından zamanında müdahale ile oluşum aşamasında engellenmiştir. Ele geçen bilgiler, "fezacılık oyunu" kavramını anlamamıza yardımcı olmasa da, kötü niyet gayet açıktır.
SON ÇAĞ
Kendinden geçmiş caniler, 1994 yılında bu kez nükleer tehdit ile dünya barışını ve özgürlükleri tehdit etmiştir. Planladıkları büyük savaş sonrası dünyanın düşeceği perişan hali utanmadan oyun konusu yapan canavarlar, ölmekte olan dünyadan kaçma hakkını kazanabilmek için nükleer savaş sonrası dehşetli bir ortamda geçen bir macera-savaş öyküsünü çekinmeden yazabilmişlerdir. Farkedilmeden çok uzun yol alan bu telör hareketi, kıl payı denecek bir anda durdurulmuş ve büyük fedakarlıkların yapılmasına neden olmuştur. Bu konuda dünya barışı, Helvacı Rasim efendi ve Eycınt Mahatma'ya çok şey borçludur.
CEVDET
Canilerin hemen tüm faaliyetlerinde söz edilen bu kelimenin bir takma ad olduğu tahmin edilmektedir. 33 sayısı ile ilişkisinin kesinliği kanıtlanmış olan bu kavram tam anlaşılamasa da, bu "bilgisayar oyunu" adıyla yayılan nifak tohumunda karşımıza pembe renkli bir yaratık olarak çıkmaktadır. Zıplayarak gezinen ve etraftaki renkli taşları yiyen boğum boğum bir yaratığı konu alan bu dehşet abidesi, Dünya Mücevher ve Kurbancılık Cemiyeti'nin büyük çabası ile piyasaya sürülmeden durdurulmuştur. Ancak el altından piyasaya sürüldüğünden ve serbest dolaştığından şüphe edilmektedir.
KROBB
Yine boğum boğum yaratıkları konu alsa da, bu telör hareketinin göze hemen çarpan belirgin bir farkı tespit edilmiştir. Bu sefer yaratık sayısı çok daha fazla, renkleri de mavidir! Canilerin evrenin zaman-mekan dokusu ile uğraştığı bilinen Dr. Haynenzaytenştaynen ile işbirliği sonrası oluşmuştur. Anlaşılabildiği kadarıyla zaman içinde yolculukların gelecek üzerindeki paradoksal etkisini incelemekte ve dünya halklarının barış ve güvenliği üzerinde açık seçik tehdit oluşturmaktadır. Bu korkunç faaliyet te mahallelinin büyük kahramanlığı sayesinde yeterince gelişmeden engellenmiştir. Ancak olduğu kadarı yetmiş, ve engel olmaya çalışanlar üzerinde kronik etkiler bırakmıştır. Örneğin monitörü kırarak lanetten kurtulmayı son anda başarabilen Terzi Hamdullah Hanım isimli büyük kahraman, o meş'um günden sonra sadece "Galvaniz" diyebilmekte ve ezogelin içerken sürekli tıksırmaktadır.
Canilerin herşeye rağmen faaliyete geçirmeyi başardıkları nifak tohumları:
UMUT TARLALARI (1993 – AMIGA 500)
Çiftçilik kavramı üzerine derin tarihi gizleri açığa çıkardıklarını söyleyen grubun halkın arasında sızdırmayı başardığı ilk faaliyeti Umut Tarlalarıdır. Sözde bir çiftliğin kuruluşunu ve işleyişini anlatan bu nifak tohumunda bir çiftçinin hayatı boyunca yaşayabileceği iyi ve kötü durumlar işlenmektedir. (Kötü durumlar özel olarak çok tutulmuş, iyilere ise şöyle bir değinilip geçilmiştir. Niyet açıktır)
Anlatıldığına göre, her çeşit hayvanın yetiştirilebildiği, tarım ve tavukçuluk yapılabilen; iklimden, çiftlikteki makinaların bakımına kadar hiçbir ayrıntının atlanmadığı, muazzam bir faaliyettir. Fabrika ihalelerinden, açık artırmalara kadar pek çok konu işlenmiş, üstelik bunlar son derece şirin, çekici, masum resimlerle de süslenmiştir. Dolayısıyla insanları çekmeleri çok kolay olmuş, tehlike farkedildikten sonra bile karantina ve arındırma işlemleri devam etmiştir.
Tek bir insanı zehirlemeyi yeterli bulmayan cani liderlerinin, oyunun 3 kişilik yapılmasını sağladıkları söylenmektedir. (Bu konudaki büyük ihanetler, zaten daha önceki yıllarda açıklanmıştır.) Anlaşıldığı kadarıyla çalışmalarını masumlara gruplar halinde saçmayı daha uygun bulmaktadırlar.
Aşağıda, sözde “oyun” ile temasa geçen zavallı kurbanların yorumları ve bu yorumların ardındaki şifreli anlamlar çözülebildiği kadarıyla verilmiştir. Bütün yorumlarda hissedilen büyülenme durumu, canilerin çalışma biçimlerini açık seçik önümüze koymaktadır.
Müthiş bir oyundu, kalın ve geyik bir kılavuzu vardı. amos ile yapmıştı bir kaç eleman. Hançer gibi bi oyundan sonra bana cok iyi gelmişti. TL'deki sıfırlar fazla olduğundan, kıvrık diye bi para birimi bile uydurmuşlardı. Bence konusuyla, tasarımıyla, grafikleriyle yapılmış en iyi Türk oyunudur... (Burada bahsi geçen, Türk lirasının “kıvrılması” üzerine zanlıların yeni bir projesinin taslaklarını olarak yorumlanmaktadır. Kıvrılış ve ardından gelecek olan Bükülüş, örgütün en bilinmeyen çalışmaları olarak hala sürmektedir. AMOS: Aslında Müzmin Olan Sürüngen ya da Ardında Motoru Olmayan Sardalya anlamlarındadır. Ayrıca maktülün kafasının karıştırıldığı ortadadır. Bilindiği gibi en iyi Türk oyunu Çiftetelli'dir)
Bööle bi oyun vardı Amigada.. Şifreli falandı. Pembeli kağıdına bakıp, şifreyi giriyodunuz, öyle çalışıyodu. Çok güzel bir oyundu.(Bunlar, yani zavallı maktülün kendini bilmeden de olsa “şifre”den bahsetmesi, çevrilen gizli işleri bizlere anlatma ve yardım etme çabasıdır. Ancak sözü edilen şifre, uzmanlar tarafından hala çözülememiştir)
Her haliyle "yerli", son derece de başarılı bir oyundu umut tarlaları, çıktığı dönemde Amiga piyasasında popüler olan tüm strateji oyunlarına kafa tutacak, klişeleşmiş sistem stratejilerin pek çoğunun pabucunu dama atacak nitelikte idi. Hakkı yenmiş, hakettiği takdiri ve ilgiyi görmemiştir, yazıktır. (Satır aralarına dikkat: Klişe!... Yerli... Hakkı yenmek... Popüler pabuç... Kafa tutmak... Sistem... Fazla söze gerek yok!)
Hayatım boyunca para verip aldığım ilk ve son orjinal oyundur. Saatler boyunca işlerinizi bir düzene koymaya ugraşır hah tam oldu derken zart diye ya deprem olur ya çekirgeler basar,tüm hasatı alırdınız elinize,tavuklar, inekler ölür delirip, zıvanadan çıkardınız. (Para karşılığı çalıştıkları görülüyor. Zıvanadan çıkan inekler, örgütün eylem kolu olabilir. Çekirge’nin de liderlerden biri olduğu sanılmaktadır. Para vidim aldım ve Zart ise, uzmanları hala uğraştırmaktadır.)
Oyunda en karlı iş, yumurta çiftliği kurmaktı,tavuklar bol bol yumurtlar hem pazarda yumurtaları, hem de üreyen tavukları satabilirdiniz, bi de tütüne iyi para veriyordu fabrikalar. (Tütün tekeline el atma planları açık seçik görülüyor. Yumurta, belirgin bir şekilde gizliliği ve zamanı gelince bükülüşü temsil ediyor)
Türk emeğinin ürünü ilk Amiga oyunlarından biridir. Oyunun amacı çiftlikte işletmek ve para kazanmaktır. Oyunun şifre koruması için pembe şifre kağıdı vardı. O zamanki teknoloji ile o kağıdın fotokopisi çekilemiyordu.. Oyunun 5 modu vardır. En kolay bitirme yolu 200.000 kıvrık elde etmektir. En çok para kazandıran iş, serada tütün yetiştirip, üzerine bir de tavuk çiftliği kurmaktı. Ayrıca bankadan düşük faizli kredi almak da zevklidir. Oyun başında alınan arazi tren yoluna yakın olmalıdır. Yoksa malları pazarda satamaz, elinizde patlatırsınız. (Yine şifre konusu... 200.000 kişinin kıvrılması konusunda ele geçen ilk belgedir. Demiryolları ve pazarlarda birşeylerin patlatılması, bizlere uyarı niteliğinde olmalıdır.)
Fedakar çalışmalarımız sayesinde, “Umut Tarlaları” gibi masum bir ismin ardına saklanan bu tehlikeli canavar, artık toplum içinde bulunamamaktadır. Ancak internet, elbette devleşen bir tehlike olarak her zaman orada olacaktır.
İSTANBUL EFSANELERİ (AMIGA 500,1200 - 1995)
Canavarların kaçmadan önceki son büyük hareketi. Belirli çevrelerde "başyapıt" olarak da biliniyor. Son derece zekice düşünülmüş, karmaşık bir faaliyet. İstanbul Efsaneleri adının nereden geldiği bilinmiyor. Ancak İstanbul şehri ile ilgili olması ihtimali halen var. Canvaznorların nifak yuvasına yapılan son baskında ele geçirilen un çuvalları, değirmenler ve çeşitli çap ve ebatta levrek, t cetveli, oduncu göyneği ve bilumum nevale halen inceleme altında. Çalışmanın çapı ve kurgusundaki mükemmellik nice adli tabib ve kabzımalın akıl sağlının bozulmasına sebep olacak etkiye sahip.
Aşağıda telör canazorlarının eline düşmekten kurtulamamış zavallı kurbanların çaresiz debelenişlerinden ve yardım isteklerini haykırışılarından ibret verici, iç burkan örnekler verilmiştir.
Devamının yapılmasını halen istediğim ama yapılmayacağı için içimde sadece bir anı olarak kalıcak olan değeri bilinmeyen mükemmel oyun. Oyun içinde yobazlarla savaşıldığı için doğal olarak son bölümlerinin ümraniye ve fatihte geçtiği oyun. (Bu konuda devamlı göze çarpan alıştırıp, sonra geri çekilme tekniği son derece belirgin. Yobazlar konusu tartışılmaya devam etmektedir. )
Dünyanın en eğlenceli oyunu olup tabii ki Türkiye'de üretilen her güzel şey gibi hakettiği ilgiyi görmemiştir. Her karesi güldürür, yarar. Çizimleri müthiştir. Silikon baba tek başına yeter zaten. (Yarma tekniğ, canilerin sık kullandığı bir deyim. Ortadan ikiye ve köşelemesine biçiminde aplikasyonu mevcut. Silikon Baba, bu tarihe kadar duyulan en önemli isim. Kimin babası olduğu araştırılıyor.)
Istanbul Efsaneleri; Lale Savaþçýlarý is the first Turkish game ever built for PCs. The game consists of a lot of different different spells (actually swear words from turkish) and a very different character system. (Uluslararası bağlantıları ile şifreli bir anlaşma biçimi. Enternasyonel bir dehşetin birinci elden belgesi. Benzeri yurtdışı destekçi ve sağmalları olduğu kesin.)
İstanbul Efsaneleri diye eski bir oyun vardı. Diyaloglar harikaydı o oyunda. Açık bir yardım isteği bu. Maktül diyalog derken, aslında yardım istediğini anlatıyor.
Amiga zamanlarında İstanbul Efsaneleri - Lale Savaşçıları adlı güzide bir oyun vardı, kimbilir kaç kere Fatih'te yobazlara karşı kaybetmiştim ama feci eğlenceki bir RPGydi. (Yobaz derken ne kasdettiği anlaşılamadı. Dini bir yönü olmayan bu örgütün, başka bir şeyden bahsediyor olduğundan şüpheleniyoruz. Ama ne acaba?)
Ayrıca ele geçen dokümanlar arasında çok sayıda örgüt faaliyetlerinde kullanılan zararlı mektup bulunmuştur. Bunların maktülleri ile bağlantı kurmakta kullanıldığı sanılıyor. Notlardaki hayranlık ve bağlılık, kurbanların ne kadar zor durumda olduğunun açık delilidir.
Konuya Adı Karışan Zanlılar ve Akıbetleri
Zagor: Liderlerden biri olması muhtemel. Halen yurt içinde olduğu tahmin ediliyor. Tehlikeli. InterLOP tarafından nasırlı bültenle aranıyor.
Gürcani: Bir başka potansiyel lider. Ülkeden kaçabilenlerden biri. Son olarak nükleer enerjiyle çalışan bisiklet ve tokamak çötletme çalışmaları yaptığı saptandı. Konuyla ilgili başka projeleri olduğu söyleniyor. Plazma teknolojileri, bilgisayar oyunu ve tantuni kebabı uzmanı.
Valentino: Tombul ve hantal taklidi yapabilen bir atlet. Grafik konusunda uzman. Perspektif ve kilo problemi var.
Ponçik: Uzun zamandır izini kaybettiğimiz bir esas çocuk daha. Üç boyutlu fıştaklama uzmanı ve simülüanimetaorolog.
Benjamin: Feratabi adıyla da tanınıyor. Finans uzmanı. Örgütün kurucularından. Bela adam. Siliconworx efsanesini uyduranlardan biri olduğu sanılıyor. Açık vermemesiyle ünlü.
Mürü: Korkunç bir canavar. İnsanları oyun dışında zehirleme yöntemleri geliştirdiği biliniyor. Köpekler ve gömlekler üzerinden yayılacak yeni bir fesat yönteminin yaratıcısı. Uluslararası cani.
| StillPsycho |

![[Welcome to StillPsycho]](/stylesheets/images/wiki.png)